Uyarıyı kapat
Benimle gelen pişman olmaz... Olursa ruz-i mahşerde sırtımın yükü olsun. An şart'ki bu davaya karşı sebat ve sadakatini bozmasın! (Bediüzzaman)

Bazı müptezel kriptolar FETÖ üzerinden Risale-i Nur topluluğunu vurmaya çalışıyor

'Risale-i Nur' forumunda admin tarafından 8 Ağustos 2016 tarihinde açılan konu

  1. admin

    admin Administrator Site Yetkilisi

    Katılım:
    27 Nisan 2014
    Mesaj:
    2,063
    Alınan Beğeniler:
    2
    Ödül Puanları:
    38
    123.png
    Yazar Latif Erdoğan yazısında FETÖ üzerinden Risale-i Nur topluluğunu vurmaya çalışan müptezel kriptoların düştüğü komik durumu ve bu hareketin maksadını anlattı. Erdoğan Risale-i Nur ve talebelerinden ise şöyle bahsetti...
    Yazar Latif Erdoğan Yeni Akit'te "Bu hainler ve Risale-i Nur" başlığıyla yayımlanan yazısında "Bazı müptezel kriptolar fetö üzerinden Risale-i Nur topluluğunu vurmaya çalışıyor" dedi.

    'Müptezel kripto' tabir ettiği kişilerin davranışlarını 17/25 Aralık sonrasında bazı ateist ve dinsizlerin davranışlarına benzeten Erdoğan şunları kaydetti "yıllardır ben Risale-i Nur talebesi değilim, hizmet hareketinin nur hareketiyle organik hiçbir bağı yoktur, demesine ve hiç olmazsa bu beyanında dürüst davranmasına rağmen, bazı müptezel kriptolara ne oluyor ki, onu Risale-i Nur talebesi kabul ediyor ve onun üzerinden de temiz, nezih nur topluluğunu vurmaya çalışıyorlar. 17-25 Aralık darbe girişiminden sonra, bazı ateist ve dinsizler, nasıl ki paralel yapıyı bahane edip bu yapı üzerinden bütün Müslümanları vurmaya kalkıştılarsa, şimdi de ona benzer bir davranışı bu kripto müptezeller üzerinden organize etme peşindedirler. Maksatları sayıları milyonlara varan gerçek nur talebeleri ile hükümetin arasını açmak ve yeni bir çatışma alanı oluşturarak içinde bulunduğumuz kaosu daha da içinden çıkılmaz bir hale getirmektir. Elbette bir başka maksatları da paralel ihanet çetesi üzerine yoğunlaşmış tecessüsü başka alanlara dağıtarak bu yapı üzerine çökmüş haklı baskıyı mümkün mertebe hafifletmektir."

    Latif Erdoğan'ın yazısı şöyle

    Bu hainler ve Risale-i Nur

    Cepheyi çoğaltmanın şimdilik faydası yok. Bu sebeple de son olaylarla ilgili bazı bilgileri toplumla paylaşmak erken sayılabilir. 15 Temmuz hain darbe teşebbüsünün siyasi ayağını deşifre bunlardan biri. Fakat bu alemde hiçbir sır ebedi sır olarak kalmaz. Gün gelir onlar da “sırların açıldığı gün” sürecini daha tarihin sonu gelmeden yaşar, sahipleri deşifre olur; şimdi toplumun karşısına çıkarken yüzlerini örttükleri maskeleri düşer, pişmanlığın morarttığı simalarla ve meshe uğramış keyfiyetleriyle kendilerini ifşa ederler..

    Kerim Balcı’nın ekranlara yansıyan siması gibi. Recep Tayyip Erdoğan düşmanlığını iliklerine kadar içselleştirmiş melunun onun hayatta olduğunu öğrendiğinde simasına akseden gayz ve kini bize başka hiçbir tasvir ve ifade anlatamazdı. İsrail dendiğinde iliklerine kadar titreyen ve kendine gelen bu Siyonist uşağı elbette bir gün yaptığı bütün ihanetleriyle ifşa olacak, neslinin dahi kendisini lanetle anmasından kurtulamayacaktır.

    Darbede aktif görev alamayacağı için hayıflanan profesör bozuntusu Osman’a ne demeli. Hayatının hiçbir karesinde, bedelini peşin almadan, yaralı parmağa bevletmeyen ve bunu da bir marifet gibi merd-i kıpti edasıyla söyleyen bu sefil, elbette bütün melanetleriyle bir gün ifşa olacak ve o gün utançtan moraran yüzüyle en yakınlarının yüzüne dahi bakamayacak hale gelecektir.
    Fethullah Gülen'in Atatürk Yorumu

    Hele hainlerin en haini Gülen.. Medya aracılığı ile senelerdir kendisini kullanan Amerikalı ve İsrailli efendilerine beni Türkiye’ye iade etmeyin diye yalvaran bu köksüz ödlek, doğrudan ve açıktan onlara sadakat ilanı yapsa da artık adam yerine konulmamış olacak ki, şimdi yüzünü Avrupa ülkelerine çevirmiş, Sisi zaliminin televizyonuna sığınarak, Türkiye’ye müdahale edin deme zilletine düçar olmuştur. Zillet ki ne zillet, ihanet ki ne ihanet..

    Bu en hainin nasıl bir meshe uğradığını artık sadece feraset, basiret ehli olanlar değil, sıradan bir bakış atfeden her gözü olan görüyor, onun nasıl dibe çakıldığını her akıl sahibi idrak ediyor. Onun adına bu dibe çakılışların bile irtifa sayılacağı günler de çok uzakta değil. O günler geldiğinde o da, kim bilir hangi mahluka tebdil olmuş simasıyla başkasına değil kendi yüzüne bile bakamayacak hale giriftar olacaktır.

    Şimdi, bu adam, yıllardır ben Risale-i Nur talebesi değilim, hizmet hareketinin nur hareketiyle organik hiçbir bağı yoktur, demesine ve hiç olmazsa bu beyanında dürüst davranmasına rağmen, bazı müptezel kriptolara ne oluyor ki, onu Risale-i Nur talebesi kabul ediyor ve onun üzerinden de temiz, nezih nur topluluğunu vurmaya çalışıyorlar. 17-25 Aralık darbe girişiminden sonra, bazı ateist ve dinsizler, nasıl ki paralel yapıyı bahane edip bu yapı üzerinden bütün Müslümanları vurmaya kalkıştılarsa, şimdi de ona benzer bir davranışı bu kripto müptezeller üzerinden organize etme peşindedirler. Maksatları sayıları milyonlara varan gerçek nur talebeleri ile hükümetin arasını açmak ve yeni bir çatışma alanı oluşturarak içinde bulunduğumuz kaosu daha da içinden çıkılmaz bir hale getirmektir. Elbette bir başka maksatları da paralel ihanet çetesi üzerine yoğunlaşmış tecessüsü başka alanlara dağıtarak bu yapı üzerine çökmüş haklı baskıyı mümkün mertebe hafifletmektir.

    Risale-i Nur, bize, Rabbimizi tanıtan dört külli muallimden, dört umumi tarif ediciden bahseder. Bunlar, büyük kitap denilen kainat, yani bütün bir var edilmişler alemi; kainat kitabını en doğru, en kusursuz şekilde okuyan Kur’an-ı Kerim; Kur’an’ın ete, kemiğe bürünmüş bir yorumu olan son Peygamber Hz. Muhammed (a.s.) ve fıtrat dilinin en öncelikli muhatabı olan vicdan başta olmak üzere insan mahiyetinin bütünüdür. Esasen, Rabbimizi tanımak bizim aynı zamanda yaratılış gayemizdir. Öyle ise, Risale-i Nur bize yaratılış gayemizi hatırlatır; bu gayeye uygun bir hayat sürmenin yol ve metodunu öğretir.

    Risale-i Nur Külliyatını baştan sona tetkik etmiş her münevver insan bilir ki, Risale-i Nur’un kendisine gaye, maksat ve hedef edindiği üç ali netice, iman, amel-i salih ve güzel ahlaktan ibarettir. O, samimi okurlarına, bu üç ana konuda kazanım adına vesile olacağını tekeffül eder. Bu kazanımları elde etmede metot olarak Kur’aniliği esas alır. Sünnete bağlılığı olmazsa olmaz şart olarak görür.

    Böylesi bir ilim, irfan ve hikmet hazinesinin, daha önce su yüzüne çıkmış melanetleri yanında, 15 Temmuz darbe girişimiyle nasıl gözü dönmüş cani, nasıl eli kanlı katil oldukları ispat edilmiş hain ve ebedi lanetlik bir yapıyla ne alakası olabilir? Yoktur ve olamaz. İslam adına ortaya dökülen bazı eli kanlı terör örgütlerinin İslam’la alakaları olmadığı gibi..
    Kaynak: Bazı müptezel kriptolar FETÖ üzerinden Risale-i Nur topluluğunu vurmaya çalışıyor
    Son düzenleme: 10 Ağustos 2016
  2. admin

    admin Administrator Site Yetkilisi

    Katılım:
    27 Nisan 2014
    Mesaj:
    2,063
    Alınan Beğeniler:
    2
    Ödül Puanları:
    38
    FETTULLAH'ın HALLERİ:"Said, bu münafık'a dikkatli ol... fakat zamanı gelince açıkla..."
    Bediüzzaman'dan, Sait Nasır'a: Bu münafığa dikkatli ol fakat zamanı gelince açıkla
    Bediüzzaman Said Nursi'nin yaşayan talebelerinden Muhammed Sait Nasır, Bediüzzaman'ın vefatından 20 gün önce görüştüğünü, Said Nursi'nin kendisine "Said, bu münafıka(Fetullah Gülen) dikkatli ol fakat zamanı gelince açıkla" dediğini söyledi.
    Muhammed Sait Nasır, 86 yaşında Bediüzzaman Said Nursi'nin yaşayan talebelerinden biri. A Haber'in Fetullah Gülen ile ilgili sorularını yanıtlayan Nasır, Gülen'in ırkçılık maskesi altında dershaneler açtığını, asıl amacının Türkiye'de ihtilal yapmak olduğunu ileri sürdü.

    "Gezi Parkı'ndan sonra duruma hakim olacağını anladı" diyen Nasır, "Ondan sonra ikinci darbeyi yaptı. Eğer Tayyip Erdoğan, Allah'In himayesinde olmasaydı kurtulamayacaktı. Şehit edilecekti ve Türkiye bir daha 1924'lere dönecekti" açıklamasında bulundu.

    Nasır; her fırsatta Bediüzzaman'ın talebesi olduğunu söyleyen Gülen'in aslında Bediüzzaman'la hiç görüşmediğini hatta cenaze törenine bile katılmadığını ileri sürdü.

    Bediüzzaman'ın vefatından 20 gün önce görüşen Nasır, Said Nursi'nin kendisine "Said, bu münafıka dikkatli ol fakat zamanı gelince açıkla" dediğini söyledi.

    "GÜLEN'İN 4 BÜYÜK DÜŞMANI VAR"

    Muhammed Sait Nasır, Gülen'in 4 büyük düşmanı olduğunu belirtti.

    1- ALLAH

    2- Hz. Muhammed (SAV)

    3- Bediüzzaman

    4- Recep Tayyip Erdoğan
    Son düzenleme: 4 Nisan 2017

Bu Sayfayı Paylaş

Menuler
Kısyollara tıklayın!

Daha fazla bigi için!